Search Results
41 results found with an empty search
- Avukatlık Danışma Hizmeti | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Arabulucu & Avukat Ayşe ÖKSÜZ ZIVALI TRABZON BAROSU DANIŞMA ONLİNE ÖDEME YARGI MASRAF AVUKATLIK ÜCRETİ YARGILAMA SÜRELERİ PRACTICE AREAS ÇALIŞMA ALANLARIMIZ HUKUK DAVALARI TAKİP İŞLEMLERİ CEZA DAVALARI İDARİ DAVALAR DAVA KONUSUNA GÖRE DAVA TÜRLERİ MEDENİ HUKUK GAYRİMENKUL HUKUKU TAZMİNAT DAVALARI DİĞER DAVALAR BOŞANMA/MAL PAYLAŞIMI VELAYET VE VESAYET MİRAS KOMŞULUK NÜFUS KAT MÜLKİYETİ TAPU İPTALİ VE TESCİL KADASTRO KAMULAŞTIRMA KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA MEN-İ MÜDAHELE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ TAZMİNAT TİCARET BİLİŞİM FİKRİ VE SINAİ HAKLAR İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK SİGORTA TÜKETİCİ İCRA/İFLAS SPOR SAĞLIK KİRA İDARE VE VERGİ CONTACT İLETİŞİM Çarşı Mah. Kahramanmaraş Cad. Bina No:39 Yıldırımlar İş Hanı Kat:3 No:37 Ortahisar / Trabzon Mobil : +90 505 886 11 93 Sabit Tel : +90 462 411 11 93 E-Posta : ayseoksuz@trabzon.av.tr SOSYAL MEDYA YASAL UYARI Bu sitedeki bilgiler hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Site içeriği, hiçbir şekilde site ziyaretçileri ile Av.Ayşe Öksüz Zıvalı arasında vekil-müvekkil ilişkisi kurulmasına yönelik yorumlanamaz. BAĞLANTILARIMIZ ANASAYFAYA DÖN
- Tazminat Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Tazminat Davaları TAZMİNAT NEDİR? Tazminat Davası, maddi veya manevi bir zararın oluşması karşısında işbu zararın giderilmesi için zarar verene karşı açılan davadır. Tazminat; zarar görene, zarar verenin ödemesi gereken bedeldir. Hukuk alanında çok geniş uygulaması olan hukuk dalına ise Tazminat Hukuku adı verilmektedir. Tazminat Türleri : Manevi Tazminat : Kişilik hakları ihlali sebebiyle uğranılan zararın tazmini için ödenen bedel. Maddi Tazminat : Zarar veren bir davranış nedeni ile kişi veya kurumların mal varlığında yaşanan eksilmeyi telafi etmek amacıyla ödenen bedel Tazminat davası; uğradığı fiilden dolayı maddi veya manevi zarar gören tarafından, zarara sebebiyet veren gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. HİZMET VERDİĞİMİZ TAZMİNAT HUKUKU ALANLARI İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davaları (Ölüm, yaralanma veya kalıcı sakatlık doğuran iş kazaları) Ölümlü veya Yaralamalı Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Haksız Tutuklama Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Kişilik Haklarına Saldırı Nedeniyle Maddi Ve Manevi Tazminat Davaları Doktor Hataları (Malpraktis) Nedeni ile Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Meslek Hastalıkları nedeni ile Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Boşanma Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Destekten Yoksun Kalma Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Sözleşme İhlali Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Ceza Hukukundan Doğan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Tazminat hukuku; zamanaşımı süreleri, tazminat hesaplamaları, tazminat türleri bakımından dikkat ve özen gerektiren bir hukuk dalıdır.
- Kamulaştırma Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Kamulaştırma Davaları Kamulaştırma, özel mülkiyete konu olan taşınmaz malların, tamamına yada bir kısmına, devlete ait kurum ve kuruluşlarca, kamu yararı ilkesi ve kanunda öngörülen esas ve usuller çerçevesinde, el konulması işlemidir. Yetkili idare kamu yararı var ise gerekli gördüğü taşınmazları kamulaştırabilir. Kamulaştırma Süreci Kamulaştırma yapmak isteyen kurum kamu yararı kararı aldıktan sonra tapu sicil müdürlüğüne yazı yazarak taşınmazın üzerine kamulaştırma şerhi konulmasını talep eder. Taşınmazın değerini tespit etmesi için kıymet takdir komisyonu, pazarlıkla satın almak üzere de uzlaşma komisyonu oluşturulur. Taşınmazın malikleri ile yürütülen pazarlık görüşmeleri sonuçsuz kalır ise idare mahkemeye başvurur. Kısaca kamulaştırma davası olarak adlandırılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açar. Kamulaştırma Türleri Acele kamulaştırma: Kamu yararının gecikmemesi amacıyla, kanunda öngörülen şartların oluşması durumunda taşınmazın malikine karşı acele el koyma davası açılabilir. Mahkemenin acele el koyma kararından sonra kamulaştırmayı yapacak olan kurum satın alma usulü ile satın alma yoluna gider. Anlaşma olmazsa idare tarafından yine kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılır. İdare tarafından makul süre içerisinde bu davanın açılmaması halinde el konulan taşınmazın maliki tarafından kamulaştırmasız el koymadan dolayı bedel davası açılabilir. Kısmı kamulaştırma: Kamulaştırmayı yapacak olan kurum bazen bir taşınmazın tamamını değil de bir kısmını kamulaştırabilir. Eğer bir kısmı kamulaştırılan taşınmazın kalan kısmının değerinde bir düşme meydana gelirse, bu kayıp kamulaştırma bedeline eklenerek malike ödenir. Bunun tam tersi olarak kamulaştırmadan dolayı kalan kısmın değerinde bir artış söz konusu olursa bu kez de bu miktar kamulaştırma bedelinden düşülür. Trampa yolu ile kamulaştırma: Taşınmaz maliklerinin rıza göstermesi koşulu ile, kamulaştırılacak olan taşınmazın kamulaştırmayı yapan kuruma ait başka bir taşınmaz ile takas edilmesi suretiyle de kamulaştırma yapılabilir. Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davası Kamulaştırmayı yapacak olan kurum kamulaştırmayı satın alma usulü ile yapamaz ise taşınmazın malikine karşı yetkili asliye mahkemesinde dava açar. Bu dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası olarak adlandırılır. Mahkeme tarafından taşınmazın bedeli tespit edilir ve dava sonucunda bedeli malike ödenmesine, taşınmazın idare adına tesciline karar verilir. Kamulaştırma İşleminin İptali Davası Kamulaştırma davası idare tarafından açılmakta olup; davanın konusu kamulaştırma bedelinin belirlenmesidir. Mülkünün kamulaştırılmasını istemeyen malikler idare mahkemesinde (bazı durumlarda Danıştay) Kamulaştırmanın İptali Davası açabilir. Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından Kamulaştırma Kanunu’nun 10 uncu maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir.
- İş Kazası Tazminat Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları İŞ KAZASI NEDİR? İş kazası, işçilerin iş hayatında meydana gelen kazaları ifade etmektedir. Günümüzde özellikle yüksek risk taşıyan iş kollarında can güvenliğini tehdit edebilecek birçok tehlike mevcuttur. İşveren açısından, bu konuda gerekli önlemlerin alınması yanında, işçiye gerekli eğitimin verilmesi zorunludur. Ancak maalesef çoğu zaman işverence alınması gereken tedbirlerin alınmadığına, ve işçinin adeta canı pahasına çalıştırıldığına uygulamada çok fazla şahit olunmaktadır. Bu gibi durumlarda gerek yaralanma gerekse de ölüm ile sonuçlanan iş kazaları yaşanmaktadır. Bu durumlarda gerekli tedbirleri almayan işveren sorumludur. İŞ KAZASI HALİNDE AÇILACAK DAVALAR NELERDİR ? Çoğu iş kazası neticesinde, işçi yaralanmakta kimi zamanda ölümü ile vahim sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Böyle durumlarda gerek kolluk birimi gerekse Cumhuriyet Savcısı tarafından soruşturma başlatılarak, sorumlular aleyhine ceza davası açılmaktadır. Bununla birlikte işçi veya kanuni mirasçıları (işçinin ölümü halinde) tarafından da hukuk davaları açılabilecek,ve gerek yapılan hastane, cenaze vs. masraflar gerekse işçinin yaralanması veya ölümün edeniyle tazminata ilişkin talepler, iş kazası davalarında istenebilmektedir. İŞ KAZASI TAZMİNAT DAVASI KİME KARŞI AÇILIR? İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları, iş kazasının meydana gelmesinde kusuru olan, işverene karşı açılır. İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davası, esasen işverenin kendisini temsile yetkili çalışanlarına veya aracı kişilere de açılabilir. İŞ KAZASI NEDENİYLE AÇILACAK MANEVİ TAZMİNAT DAVASI Manevi tazminat; kişilik hakları zarar gören kişinin, zarara sebep sorumlulardan alınarak kendisine ödenecek uygun bedeli ifade etmektedir. İş kazası nedeniyle açılacak manevi tazminat davasında, işçi iş kazası nedeniyle uğradığı manevi zararı talep etmektedir. Burada manevi zarardan kasıt, işçinin iş kazası nedeniyle uğramış olduğu acı, elem, psikolojik yıpranmayı ifade etmektedir. İşçi, iş kazası nedeniyle uğramış olduğu zarar nedeniyle, buna sebep olan işveren ve sorumlu üçüncü kişilerden manevi tazminat istemesi mümkündür. MANEVİ TAZMİNATIN ŞARTLARI NELERDİR ? İş kazası nedeniyle zarar gören işçi ve/veya iş kazası sonucu ölen işçinin mirasçıları manevi tazminat talep edebilirler. Bu durumda Mahkemece manevi tazminata hükmedilebilmesi için bazı şartların varlığı aranacaktır. Buna göre; İş kazasına sebebiyet veren fiil Bu fiil neticesinde bir zararın meydana gelmesi Meydana gelen zarar ile fiil arasında illiyet bağı (neden/sonuç ilişkisi) Fiilin hukuka aykırı olması İşçinin zarara uğraması gereklidir. ÖLEN İŞÇİNİN EŞİ VE/VEYA ÇOCUKLARIN MANEVİ TAZMİNATA BAŞVURMA ŞARTLARI NELERDİR ? İş kazası nedeniyle işçinin ölmesi halinde, işçinin geride kalan yasal mirasçıları maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Bununla birlikte, işçinin yaralanması halinde de işçinin yasal mirasçıları, çektikleri acı ve üzüntüye karşılık manevi tazminat talep hakkı mevcuttur.Zira manevi tazminatın amacı, iş kazası dolayısıyla kişilerin manevi yitimlerinin giderilmesidir. İş kazası neticesinde ölüm gerçekleşirse bu halde işçinin yasal mirasçıları olan annesi, babası, eşi veya çocuklarının talep edebileceği bir tazminat türü olan destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. İş kazası sonrası ölüm nedeniyle açılabilecek tazminat davası için, iş kazası veya meslek hastalığı neticesinde bir ölüm meydana gelmesi, ölen işçinin yakınlarının ise işçinin desteğinden yoksun kalacak olmaları gerekir. İŞ KAZASI NEDENİYLE AÇILACAK MADDİ TAZMİNAT DAVASI Maddi tazminat davası, iş kazası nedeniyle işçinin uğradığı maddi zararların tazminine ilişkindir. İş kazası geçiren işçi, bedenen zarara uğramış olabilir. İşçi açacağı bir tazminat davası ile uğradığı bu zararların tazminini talep edebilir. İŞ KAZASI NEDENİYLE İŞÇİNİN ÖLÜMÜ HALİNDE İSTENEBİLECEK TAZMİNATLAR ; Cenaze giderleri, Tedavi giderleri, Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, Ölenin desteğinden yoksun kalan mirasçıların bu sebeple uğradıkları zararlar İŞ KAZASI NEDENİYLE BEDENSEL ZARAR HALİNDE İSTENEBİLECEK TAZMİNATLAR; Tedavi giderleri, Kazanç kaybı, Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, İŞ KAZASI TAZMİNAT DAVASINDA ASIL İŞVEREN/TAŞERON SORUMLULUĞU NEDİR? Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerden uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işlerde çalıştıran diğer işveren ile iş verenin arasında kurulan ilişkiye asıl işveren/ alt işveren (taşeron) ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren- alt işverenin (taşeron) işçilerine karşı, o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan ve iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu TİS. den doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.İşçinin iş kazası sebebiyle uğradığı zarardan İş Kanunu gereği asıl işveren ve alt işveren (taşeron) müteselsilden sorumludur. İŞ KAZASI TAZMİNATI NASIL HESAPLANIR? İş kazası nedeni ile açılacak tazminat davasında miktarın belirlenmesinde birden fazla faktör etkendir. Bunlara kısaca değinecek olursak; işçinin maluliyet durumu, işçinin iş kazasının meydana gelmesinde kusur durumu, işçinin yaşı ( işçinin yaşı hesaplamalarda işçinin normal bir insan dikkate alınarak yaşayacağı süre bakımından kalan süre açısından önemlidir), işçinin aylık ücreti ve iş kazası nedeniyle uğradığı zarar. İŞ KAZALARINA İLİŞKİN TAZMİNAT DAVALARI NE ZAMANA KADAR AÇILABİLİR? İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı genel hükümlere göre belirlenir. Buna göre; iş kazası sebebi ile açılacak maddi ve manevi tazminat davaları, iş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak iş kazası nedeniyle bir ceza davası açılmışsa ve ceza davasının “dava zamanaşımı süresi” daha fazla ise, iş kazası nedeniyle tazminat davasında da ceza davası zamanaşımı süresi uygulanır. İŞ KAZALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme, İş Mahkemeleri ‘dir. Yetkili Mahkeme ise, iş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında iş kazasının gerçekleştiği yer veya işverenin adresinde bulunan iş mahkemelerinde görülür.
- Kat Mülkiyeti Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Kat Mülkiyeti Hukuku Davaları 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre tamamlanmış yapıların belli bölümlerinin üzerindeki mülkiyet hakkına kat mülkiyeti denmektedir. Bu konudaki kuralların oluşturduğu bütüne ise Kat Mülkiyeti Hukuku denir. Kat Mülkiyeti Hukuku’nda düzenlenen konulardan biri de kat maliklerinin birbirleriyle olan ilişkileridir. Bir binada birlikte yaşayan kişilerin ilişkilerinde de bazı kurallara ihtiyaç vardır ve bu hususlar 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir. Bu kanun 1965 yılında yürürlüğe girmiş, ancak birçok değişikliğe maruz kalmıştır. Bir binada birlikte yaşamanın getirdiği haklar ve sorumluluklar bu kanunda düzenlenen konular arasındadır. Kat maliklerinden veya kiracılardan herhangi biri, Kat Mülkiyeti Kanunu’nda belirtilen kurallara uymazsa; diğer kat maliklerinden biri veya yönetici, anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açarak, Hakimin duruma müdahalesini talep edebilir. Çekilmezliğe sebep olan kat malikinin bağımsız bölümünün mülkiyetinin dava tarihindeki değeri, o kat malikine ödenmek suretiyle bu mülkiyetin diğer kat maliklerine, arsa payları oranında devredilmesi için dava açılmasına Kat Malikleri Kurulunca karar verilir. Aşağıdaki durumlarda çekilmezlik, her halde mevcut farz edilir Ortak giderlerden ve avanstan kendine düşen borçları ödemediği için hakkında iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi yapılmasına sebep olunması; Ana gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh hakimi tarafından 33 üncü madde gereğince verilen emre rağmen, bu kanunda yazılı borç ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle öteki kat maliklerinin haklarını ihlal etmekte devamlı olarak bir yıl ısrar edilmesi; Kendi bağımsız bölümünü randevu evi veya kumarhane veya benzeri yer olarak kullanmak suretiyle ahlak ve adaba aykırı harekette bulunması. Kat Mülkiyetine ilişkin davalar anagayrimenkulün bulunduğu yerin Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür. Kat malikleri, bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça; anagayrimenkulün ortak yerlerinde; İnşaat, onarım ve tesisler, Değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz Kendi bağımsız bölümünde ise; Ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile ana yapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapabilir
- Boşanma Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Boşanma Davaları Boşanma hukuku kapsamında verdiğimiz hukuki hizmetler aşağıda özetlenmiştir: Anlaşmalı boşanma davası açılması ve boşanma protokolünün hazırlanması Evlilik birliğinin temelden sarsılması, şiddet, aldatma, terk ve benzeri haklı sebeplerle çekişmeli boşanma davası açılması, boşanma protokolü hazırlanması Boşanma davası ile birlikte mal rejiminin tasfiye edilerek evlilik sonrası edinilen ortak malların paylaştırılması Velayet, koruma tedbirleri, yoksulluk ve yardım nafakaları ile birlikte maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin sürecin işletilmesi Yurt dışında gerçekleştirilen evliliklerin Türkiye’de tanınması veya boşanma kararlarının tenfizi Boşanma Davası Nasıl Açılır ? Boşanma davası aile mahkemelerinde, o yerde aile mahkemeleri yok ise asliye hukuk mahkemelerinde açılır. Boşanma davası masrafları başvuru harcı, peşin harç ve benzer harçlar ile gider avansının yatırılmış olması gerekir. Boşanma Davalarında Avukatlık Ücreti Ne Kadardır ? Boşanmalarda avukat ücreti davanın görüleceği yere ve tarafların çekişme durumuna göre değişkenlik göstermektedir. Ayrıca barolar her yıl ortalama bazı ücretler belirlemekte ve bunları yayınlamaktadır. Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır ? Mal paylaşımı evliliğin ne zaman başladığına ve evlilik birliği devam ederken alınan malların bedelinin ne şekilde ödendiğine göre değişkenlik gösteren özel bir hesaplama yöntemiyle yapılmaktadır. Eşlerin yüzde elli şeklinde standart hakları mevcuttur bu edinilen malların bedelinin ne şekilde ödendiğine göre değişkenlik gösterebilir. Boşanmada İstenecek Nafakalar Yoksulluk ve iştirak nafakası. Bunları eşlerin ekonomik durumları gelirleri ve giderlerine göre değişir. Boşanma Aşamasında Mal Kaçırma Eşlerden birinin mal kaçırma ihtimalinin olduğu durumlarda eş mahkemeye başvurarak diğer eşin mallar üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlayabilir. Boşanma davasından önce satılan ve devredilen malların tespiti için ise ayrı bir dava açmak mümkün. Boşanma Durumunda Çocuğun Velayeti Velayet bir temsildir. Çocuğun korunması kollanması eğitimi söz hakkı bakımı gözetimi terbiyesi gibi hakları kapsamaktadır. Hakim çocuğun velayetini kime verileceği konusunda karar verirken çocuğun menfaatini ve yaşını gözetir. 0-3 yaş çocuğun velayeti sabit Yargıtay içtihatlarından da görüleceği üzere anneye verilmektedir. Geri kalan yaş aralıklarında çocuğun menfaatine göre hakim takdir yetkisini daha etkin kullanmaktadır. Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer Davanın anlaşmalı veyahut çekişmeli olma durumlarına göre değişkenlik göstermektedir. Çekişmeli boşanma davaları dilekçeler teatisinde almış olduğu zamanla anlaşmalı boşanma davalarından nispeten daha uzun sürebilmektedir. Tanıma Ve Tenfiz Davaları Tanıma ve tenfiz davaları bireylerin yabancı ülkelerde verilmiş mahkeme kararlarını geçerli kılmak adına açmaları gereken dava türüdür.
- Boşanma Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları BOŞANMA DAVALARI NASIL AÇILIR? Boşanma davaları genel itibari ile anlaşmalı ya da çekişmeli olmak üzere iki şekilde açılabilir. Her iki tür boşanma davasında da görevli mahkemeler Aile Mahkemeleri’dir. Aile mahkemelerinin olmadığı yerlerde boşanma davaları Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde açılabilir. BOŞANMA SEBEPLERİ Şiddetli Geçimsizlik Zina Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme Akıl hastalığı Hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış Terk ANLAŞMALI BOŞANMA DAVALARI Anlaşmalı boşanma davaları tarafların boşanma ve ferileri hakkında düzenledikleri protokolle birlikte tarafların belirledikleri herhangi bir yer Aile Mahkemesi’nde açılabilir. Tarafların duruşmaya katılımları ve protokolde yazan hususlar konusunda anlaştıklarına dair beyanları aldıktan sonra Hakim tarafların ortak imzalarını taşıyan protokole göre karar verilir, burada önemli olan bir diğer husus tarafların en az 1 yıl süre ile evli olmaları gerektiği hususudur. Aksi durumda tarafların anlaşmalı boşanmaları mümkün değildir. Anlaşmalı boşanma davalarını çekişmeli boşanma davalarından ayıran bir diğer husus da çekişmeli boşanma davalarına göre çok daha kısa sürede sonuçlanmasıdır. Anlaşmalı boşanma davaları tüm yazışmalarla birlikte ortalama 1-1,5 ay gibi bir süreçte sonuçlanacaktır. ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVALARI Çekişmeli boşanma davaları, taraflardan birinin yerleşim yeri aile mahkemesinde açılabileceği gibi, tarafların son 6 aydan beri ikamet ettikleri yer aile mahkemesinde de açılabilir. Çekişmeli boşanma davası açarken davayı açan kişinin boşanma sebeplerini somut bir şekilde belirtmesi gerekecektir. Bu sebep genel olarak şiddetli geçimsizlik olabileceği gibi, zina,suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı, hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış, terk vb. gibi özel sebepler de olabilir. Davayı açan kişi dilekçesinde boşanma sebeplerinin yanısıra bu sebeplerin haklı sebepler olduğunu da ispatı gerekmektedir. Başka bir deyişle boşanma talep eden tarafın boşanma davası açılmasında karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatlaması gerekecektir. Anlaşmalı boşanma davalarının aksine çekişmeli boşanma davaları tebligat, öninceleme ve tahkikat aşamalarından geçeceği için ortalama 1 yılı aşkın sürede sonuçlanır. Taraflardan birinin mahkeme kararına itiraz etmesi durumunda kararın kesinleşmesi daha da uzun zaman alabilir. Boşanma davalarında uyuşmazlık konusu boşanma, velayet, nafaka ve tazminat olmak üzere maddi ve manevi birçok konuda sonuç doğuran davalar olup, boşanma davalarını taraflar avukat aracılığıyla yürütebileceği gibi taraflar bizzat kendileri de yürütebilir.
- Araç Değer Kaybı Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR? Değer kaybı, trafik kazaları sonrası aracın değerinde meydana gelen azalma olarak ifade edilir.Araç değer kaybı aslen hasar alan ve bu hasar itibariyle onarım gören bir aracın, ikinci el piyasasındaki değerindeki azalmayı ifade eder. Kısacası, kaza geçiren ve hasara uğrayan ne kadar iyi tamir edilmiş olursa olsun, değerinde mutlaka bir düşüş yaşayacaktır. Bu düşüş, o aracın değer kaybını ifade etmektedir. Kaza sonrası araç, ne kadar iyi şekilde tamir edilirse edilsin, kazalı olması sebebiyle piyasa değerinde azalma oluşacaktır. Bu aracın, emsallerine göre alım-satım olasılığı azalacak ve düşük değere alıcı bulmak zorunda kalacaktır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan kazazede, bu zararını karşı tarafın kusuru oranında karşı araç sürücüsü, işleteni veyaKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından tazmin edebilir. Konu ile ilgili mevzuata bakıldığında Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesine göre; trafik kazası sonrasında değer kaybı oluşması halinde kusurlu olan taraf trafik sigortası, kaza dolayısıyla meydana gelen hasarı ve değer kaybını tazmin etmekle yükümlüdür.Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesine göre de aracın bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Araç değer kaybı hesaplanırken, birçok etken rol oynamaktadır. Bu etkenler; araç kilometresi, araç değişen parçası, aracın geçmiş hasar kayıtları vs. sıralanabilir. Ancak şunu belirtmek gerekir, kaza sonrasında yapılan bazı onarım bazı onarım işlemleri, araçta değer kaybı oluşturmaz. Bunlara örnek verecek olursak; araçta değişim yapılan farlar, jantlar, stoplar, silecekler, camlar ve tamponlar gibi onarım gerektirmeyen parçalar ile vidalı parçalardaki değişiklikler için araç değer kaybı tazminatı talep edilemez. Be sebeple araç değer kaybı davası açmadan önce konu ile ilgili bir uzman ile görüşerek, uzman eşliğinde yol almak önemlidir. DEĞER KAYBI HESAPLAMA NASIL YAPILIR? Araç değer kaybı hesaplanmasında birden fazla yöntem kullanılır. Bunlardan biri emsal araç kıyaslaması yapılmasıdır. Bu yöntemde aynı aracın, eşdeğer kilometredeki hasarlı halinin ikinci el piyasasındaki değeri göz önünde bulundurulur. Bu sebeple kazalı aracın ikinci el piyasasının oluşmuş olması gerekir.Bu tür değerlendirmelerde, aracın bu zamana kadar geçirmiş olduğu kazalar ve almış olduğu hasarlar nedeniyle önceden yapılan onarımlar önemlidir. Bunun yanı sıra uzman bilirkişiler tarafından aracın kilometresi, araçta değişen parçalar, aracın gördüğü işlemler esas alınarakTrafik Sigortası Genel Şartlarındaki Ek-1 Değer Kaybı Hesaplama Tablosu ’na göre hesaplama yapılmaktadır. Bu yöntem her ne kadar bize sonucu formülize olarak verse de araç üzerindeki diğer etkenler sebebiyle kesinlik taşımaktadır. Sonuç olarak;“Araç değer kaybı nasıl hesaplanır?” sorusu her araca, aracın geçmiş hasar kaydına ve kilometresine göre değişkenlik göstereceğini belirtmek mümkündür. DEĞER KAYBI DAVASI NASIL AÇILIR? "Araç değer kaybını kim öder?"veya"Araç değer kaybı kimden istenir?" gibi soruların cevabı için konu ile ilgili Türk Hukukundaki düzenlemeleri incelemek gerekir.Öncelikle araç değer kaybının kasko tarafından karşılanıp karşılanmadığı konusuna bakacak olursak; kaza nedeniyle oluşan araç değer kaybının tek araçtan ibaret olmayabileceğini vurgulamamız gerekir. Bir başka deyişle kazada sorumlu olan tarafın da aracında değer kaybı oluşmuş olabilir. Bunun yanı sıra trafik sigortası yalnızca tek bir kişinin araç değer kaybını karşılar; bu kişi de kazada sorumluluğu bulunmayan ya da sorumluluk oranı diğer tarafa göre daha az olan kişi olarak belirlenmiştir. Kazaya sebebiyet veren tarafın teminatı ise yaptırmış olduğu kasko sigortasıdır. Araç değer kaybı, kazada kusursuz olan tarafın kazaya sebep olan tarafından karşılanır. Araç değer kaybının karşılanması noktasında da zorunlu araç trafik sigortası devreye girer. Ancak bu kendiliğinden değil başvuru üzerine gerçekleşir. Kazada kusursuz taraf, aracın değerinin karşılanması için ekspertiz raporu alarak değer kaybına sebep olan tarafa dava açabilir. Araç değer kaybı tazmini söz konusu olduğu zaman bunu gerçekleştirmenin iki yolu olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar; Dava yolu ve Sigorta Tahkim Komisyonu. Dava yolu ile değer kaybının tazmin edilmesi durumunda birden fazla durum ile karşılaşmak mümkün. Bunlardan biri, olayda tam kusurlu olarak nitelendirilen taraf, hasar gören aracın değerinde oluşan düşüş miktarında araç değer kaybı tazminat davası açabilme hakkına sahiptir. Başka bir deyişle karşı tarafın sigortasından veya karşı tarafın kendisinden araç değer kaybı talep edebilmek için her şeyden önce tam kusurlu olmamak gerekir. Bu noktada, kazanın oluşumundaki kusur durumu önem arz etmektedir. Keza kısmi kusur varsa, kusursuzluk oranda değer kaybı tazmini mümkündür. Kusur oranın tespitinde, bilirkişi danışmanlığına başvurmak sıklıkla başvurulan bir yoldur. Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapmak, araç değer kaybı tazmin yöntemlerinden bir diğeridir. 5684 sayılı Kanunun 30. Maddesi çerçevesinde oluşturulan Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta ettiren veya sigortadan menfaat sağlayan kişiler ile sigorta tahkim sistemine üye sigorta kuruluşları arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, kolayca ve hızlıca çözülebilmesi için kurulmuş bir komisyondur. Sigorta Tahkim Komisyonu yalnızca trafik sigortalarına değil, her türlü sigorta uyuşmazlıklarını incelemektedir. Ancak daha öncede belirttiğimiz gibi, burada dikkate edilmesi gereken husus, hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulacak sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Komisyonuna üye olması gerekmektedir. Ancak bunun da istinası Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısıdır. Değer kaybı için Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurabilmek için belli başlı başvuru şartları ve bir başvuru usulü bulunmaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru gerçekleştirmek için öncelikle ilgili sigorta şirketine yapılan başvurunun tatmin edici olmaması, yetersiz olması ya da 15 gün içinde ilgili sorunun çözülememiş olması gerekir. Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılabilmesi için şikayet eden tarafın, bu konuda gerek dava yoluna gerekse sigorta Tahkim Komisyonuna aynı konu ile ilgili başvurmamış olması gerekir. Bununla birlikte, başvurucunun şikayetini sigorta şirketine yazılı olarak beyan etmiş olması ve olumlu sonuçlanmamış olması gerekmektedir. Eğer Sigorta Tahkim Kurulu'na yapılan başvuru olumlu sonuçlanırsa, hakkında başvuru yapılan sigorta şirketi zararı ödemek durumdadır. zorunluluğu ile karşı karşıya kalır. Uyuşmazlık tutarı, 5.000 TL'ye kadar olan hakem kararları kesindir ve onlara karşı itiraz edilemez. Uyuşmazlıkların Sigorta Tahkim Komisyonu'nca incelenmesinin en önemli avantajı, konusuna göre en fazla 4 ay içerisinde sonuca kavuşturulmasıdır. Araç değer kaybı konusunda da yine Sigorta Tahkim Komisyonu çokça tercih edilen bir yoldur. Ayrıca araç değer kaybı başvuru yapılabilmesi için dikkat edilmesi gereken bir nokta, araçtaki hasarlı parçaların daha önceden hasara uğramamış parçalar olması, onarım veya yenileme işleminden geçmemiş olması gerekmektedir. Aracın önceki kaza sonucunda değer kaybetmesi sebebi ile açılan değer kaybı davası itiraz sonucu reddedilir. Yargıtay kararına göre boya işlemine gerek duymadan değiştirilebilen far, silecek, jant ve cam benzeri parçalara değer kaybı uygulanmamaktadır. Bu sebeple de araç üzerinde gerçekleşen hasarın, daha önce değişen parçaların dışında gerçekleşmiş olması gerekir. DEĞER KAYBI DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR? Araç Değer Kaybı davası süresi konusunda mevzuat incelendiğinde; Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır”. Kısacası araç değer kaybı tazmin etme süresi, diğer bir deyişle dava açma süresi iki yıldır.iki yıllık sürenin başlangıcı; araç sahibinin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlar. DEĞER KAYBI DAVASI İÇİN GEREKLİ BELGELER NELERDİR? Değer kaybı davası açabilmek için bazı belgelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz; Kazanın gerçekleştiği anda tutulan kaza tutanağı, hasar tespit tutanağı, araçların kaza sonrası çekilen, özellikle hasarı gösteren ve her açıdan çekilmiş fotoğrafları, aracın ekspertiz raporu ve aracın ruhsat başta olmak üzere tüm belgeleri. DEĞER KAYBI DAVASI DİLEKÇESİ Değer kaybı davası için yukarıda belirtilen belgelerin yanı sıra dava açmak için bir de değer kaybı davası dilekçe formu gerekmektedir. Bu dilekçeye kaza tutanakları ve diğer araç değer kaybı belgeleri eklenerek başvurulacak Mahkemeye veya Sigorta Tahkim Komisyonuna iletilmelidir. Araç kiralama ve benzeri masraflar varsa bunlara ilişkin belgeler de bu tutanak ile birlikte sunulmalıdır. Araç değer kaybı dilekçesi belli bir yazılış formatında olması gerekmekle birlikte, içerisinde bazı unsurları barındırması zorunludur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: Mahkemenin, davalının ve davacının adı, davalı ve davacının adresleri, davacının kimlik numarası, varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ya da vekillerinin adı ve adresi, dava konusunun değeri, davacının iddiasına konu olan tüm vakaların açık özetleri, iddiaya konu olan vakaların hangi deliller ile ispat edileceği, dayanak gösterilecek hukuki sebepler ve açık ve net bir şekilde belirtilmiş talep sonucu. DEĞER KAYBI DAVASI AVUKATI VE MAHKEMESİ Değer kaybı davaları, ortalama olarak 9 ay ila 1.5 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Değer kaybı davası söz konusu olduğu zaman bilinmesi gereken bir diğer husus, değer kaybı davasında görevli mahkeme hususudur. Araç değer kaybı davasına bakmakla yükümlü olan mahkeme, genel kurallara göre belirlenmektedir. Genel yetkili mahkeme ise davalı olan tarafın yerleşim yerindeki yetkili asliye hukuk mahkemeleridir. Ancak karşı tarafın, Sigorta Şirketi olması halinde Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir.Herhangi bir yasal zorunluluk bulunmamakla birlikte değer kaybı avukat yardımı ile takip edilmesi, başvurucunun haklarını halel gelmeden ulaşması bakımından önemlidir.
- Yargılama Masrafları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Yargılama Masrafları 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince, Hukuk mahkemeleri olarak nitelendirilen Asliye Hukuk, Sulh Hukuk, Aile , İş, Ticaret ve diğer hukuk mahkemelerinde dava açıldığı sırada yargılama giderlerinin tamamı dava açılışı esnasında peşin olarak ödenmektedir. Dava açılırken; a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı ile birlikte ulaşım gideri, ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti, d) Diğer iş ve işlemler için avans ödenir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323 üncü maddesi uyarınca, yargılama giderleri şunlardır: a) Celse, karar ve ilam harçları. b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri. c) Dosya ve sair evrak giderleri. ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekaletname düzenlenmesine ilişkin giderler. d) Keşif giderleri. e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler. f) Resmi dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler. g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hakimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu halde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri. ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti. h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler. Yasanın müteakip maddeleri uyarınca; Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödemek zorundadırlar. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır (6100 sayılı Yasa md. 324). Davanın taraflarınca üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde, hakim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir (6100 sayılı Yasa md. 325). Yasada açıkça yazılı haller dışında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarını da kararlaştırabilir (6100 sayılı Yasa Md. 326). Yasanın 327 nci maddesi gereğince, gereksiz yere davanın uzamasına veya yargılama giderine sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Bir kişi davada sıfatı olmadığı halde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği durumlarda, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi halinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez. Fer’i müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer’i müdahale giderinden sorumlu tutulur, aksi halde bu giderler diğer tarafa yükletilir. Ancak, hüküm üçüncü kişinin katıldığı taraf lehine verilmiş olsa bile, lehine hükmolunan tarafın hal ve davranışı, üçüncü kişinin davaya katılmasını gerektirmişse, müdahale giderinin tamamı veya bir kısmı, lehine hüküm verilen tarafa yükletilebilir (6100 sayılı Yasa md. 328). Değinilen Yasanın 329 uncu maddesi uyarınca, kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Vekalet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması halinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, bundan başka beş yüz Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkum edilebilir. Bu hallere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır. Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan durumlarda, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum eder. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hallerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. (6100 sayılı Yasa md. 331). Yasanın 332 ve 333 üncü maddelerinin açık hükmü gereğince, yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yapılan giderin tutan, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır. Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.
- Spor Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları-Spor Davaları Spor Hukuku Davaları Spor Hukuku, sporun sureleri arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümüne, spor ahlakı ve ve hukukun genel ilkeleri çerçevesinde çözüm arayan hukuk dalıdır. Profesyonel sporcu sözleşmelerinin düzenlenmesi Disiplin Hukuku meseleleri 6222 sayılı yasadan kaynaklanan davalar Sporcu transferinden doğan davalar Sporcu sözleşmelerinden kaynaklanan hak ve alacak davaları Spor Kazalarından doğan hallerde tarafların temsili Dopingle ilgili yetkili birimlere itiraz
- Ortaklığın Giderilmesi Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Ortaklığın Giderilmesi Davaları Eski adıyla izale-i şüyu ve yeni adıyla ortaklığın giderilmesi davaları, paylı (müşterek) ya da elbirliği (iştirak halinde) ile mülkiyete konu olan taşınmaz veya taşınır mallarda paydaşlar/ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı bir dava türüdür. Birden çok kimsenin taşınır veya taşınmaz nitelikteki aynı eşya üzerinde maddi şekilde bölünmemiş paylara malik olmalarına imkân veren mülkiyet türü, paylı mülkiyettir. (Müşterek Mülkiyet) Elbirliği Mülkiyeti : Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olma durumudur.(İştirak Halinde Mülkiyet) Paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, müştereken malik olduğu malın paylaşılması suretiyle payının kendisine verilmesini her zaman isteyebilir. Ortaklığın giderilmesi; malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçimlerinde gerçekleştirilebilmektedir. Ortaklığın giderilmesi davaları uygulamada genel olarak gayrimenkuller için açılsa da paylı mülkiyete konu olan menkul mallar için de açılabilir. Ortaklığın giderilmesinde Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.
- Yargılama Süreleri | Öksüz Hukuk Bürosu
Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları-Yargılama Süreleri Yargıda Hedef Süre Nedir? Mahkemelerin belirlenen süreler içerisinde davaları sonuçlandırmasını öngören ve Adalet Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Yargıda Hedef Süre’ uygulaması 3 Eylül 2018’de başladı yürürlüğe girdi. Adalet Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Yargıda Hedef Süre’ uygulaması kapsamında, soruşturma ve davaların ne zaman sonuçlanacağına ilişkin belirlenen süreler önceden taraflara bildirilecek. Bakanlık, 220 soruşturma ve 1457 dava türü ile ilgili hedef süre belirledi. Adaletin en makul sürede sağlanması amaçlanan “hedef süre”yi tutturamayan hakim ve savcılar, UYAP üzerinden “kırmızı” uyarı alacak ve gecikme nedenine ilişkin izahat verecek. Türkiye’de yıllarca hatta yarım asır süren davalar bulunuyor. Her bir dava ve soruşturma için hedef süre öngören, hedeflenen sürede tamamlanamayan dava ve soruşturmaların hızlandırılması amacıyla çözümler üretilmesini ve bu sayede yargılama ve soruşturma sürelerinin kısaltılmasını amaçlayan bir dava yönetim sistemi olan “hedef süre”, 3 Eylül’de uygulanmaya başlandı. Uygulama, 1 Ocak 2019’dan itibaren de vatandaşlara tebliğ edilmeye başlanacak. Ancak “hedef süre”, uygulamanın başladığı, 3 Eylül’den sonra açılan soruşturma ve açılan davaları kapsayacak. Yani uygulama, bu tarihten önceki dava ve soruşturmalar için geçerli olmayacak. Soruşturma ile ilgili hedef süreler savcılık, dava ile ilgili hedef süreler ise mahkemeler tarafından taraflara bildirilecek. Yapılan çalışmayla 220 soruşturma türüyle ilgili hedef süre belirlendi. Ayrıca bin 457 dava türüne hedef süre konuldu. Davalarla ilgili hedef süreler hukuk, idari ve ceza yargılamaları şeklinde 3 başlık altında toplandı. Ceza yargılamalarındaki hedef süreler belirlenirken mahkemelerin derdest dosya puanı (dosya sayısı) dikkate alındı. Buna göre, kasten adam öldürme, zimmet, rüşvet, resmi belgede sahtecilik, silahlı örgüt üyesi olmak, casusluk ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlardan açılan davaların mahkemenin dosya puanına göre 300 ile 390 gün arasında bitirilmesi hedefleniyor. Yine 10 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren dava ve işlere bakmakla görevli asliye ceza mahkemeleri için de hedef süre dosya puanına göre belirlendi. Bu mahkemelerin görevine giren suçlara ilişkin davalara 300 ile 390 gün hedef süresi konuldu. Bu suçların arasında vergi kaçakçılığı, ihaleye fesat karıştırma, cinsel saldırı, tehdit, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hırsızlık, mala zarar verme, parada sahtecilik, Cumhurbaşkanına hakaret gibi suçlar bulunuyor. Hakim ve savcılar dosyanın hedef süresine ilişkin aşamaları renkli çizelgeyle takip edebilecek. Buna göre, yargılama başladığında davaya ilişkin hedef süre çizelgesi “yeşil” olarak görülecek. Hedef sürenin yarısına ulaşıldığına bu renk “sarı” olacak. Ancak belirlenen hedef sürenin sonlarına gelindiğinde sistem “kırmızı” uyarı verecek. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yazılım ile hakim ve savcıların UYAP ekranlarından öngörülen hedef süreleri görebilmeleri sağlandı. Sisteme, hukuk, idari yargı ve ceza davaları için ayrı ayrı “gecikme nedeni paneli” de eklendi. Hedef süre geçtikten sonra davayı karara bağlayanlar söz konusu davanın gecikme nedenini gerekçelendirmesi gerekecek. Buna göre, hakim, panelde bulunan 15 civarındaki gerekçeden birisini işaretleyecek. Eğer panelde uygun bir gerekçe yoksa hakimin belli bir karakteri geçmeyecek şekilde gecikme nedenini sisteme yazması gerekecek. Uygulama ile taraflar, soruşturma ve davanın ne kadar süre içerisinde sonuçlanacağını bilecek. Bunun yanı sıra uygulama sayesinde yargılamayı uzatan sorunlar tespit edilecek. Ayrıca her bir davanın ortalama duruşma süresi ve sayısı, bir dosyanın tebligatta geçen ortalama süresi, dosyanın bilirkişide geçtiği ortalama süreleri gibi istatistiki veriler bu sistem üzerinden elde edilebilecek. Ardından yargılamaların adil ve daha hızlı bir sürede sonuçlandırılması için yargılamaları uzatan nedenlerin bilimsel tespiti yapılarak çözümler üretilecek ve böylece uzun süren yargılamalar nedeniyle hak ihlali yaşanmasının önüne geçilecek. Hedef sürelere ilişkin ölçümleme bilgileri her yıl Ocak ayı başında Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Adalet Komisyonu Başkanlıklarının ilgili UYAP ekranında gösterilecek. Başsavcılıklar ve Adalet Komisyonu Başkanlıkları, yaşanan gecikmelerin sebepleri ile çözüm önerilerine ilişkin rapor hazırlayıp Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’na gönderecek. Hazırlanan bu raporlar daha sonraki yıllarda soruşturma ve yargılamalar için hedef süre belirlenirken dikkate alınacak. Ayrıca bu rapordaki veriler, HSK Teftiş Kurulu tarafından adli yargı hakim ve savcıları ile idari yargı hakimlerinin denetiminde esas alınacak. Hedef süre uygulaması ile ilgili hakim ve savcılar ile vatandaşlar için bir tanıtım kitapçığı hazırlanacak. Bu kitapçıkta, hedef sürenin kapsamı, nasıl uygulanacağı ve hedef sürelerin nasıl öğrenileceğine ilişkin bilgiler yer alacak. Hedef süreleri, soruşturma aşamasında, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığa başvurularak soruşturma bürosu tarafından verilecek belge ile bildirilecek. Ceza davalarında, sanık ve müdafi iddianame ekinde gönderilen belgeyle, şikayetçi ve mağdur ise duruşma gününü bildiren çağrı kağıdıyla gönderilen belgeyle hedef süreyi öğrenebilecek. İdari yargı ve hukuk davalarındaki davacılar dava açılırken verilen tevzi formuyla, davalı da dava dilekçesi ekinde gönderilecek tevzi formuyla hedef süreyi öğrenecek. HUKUK DAVALARI İÇİN HEDEF SÜRELER Vesayet davası (satışa izin) 90 gün İcra takibine itirazın kaldırılması 180 gün Boşanma davası (çekişmeli) 300 gün, Kiralananın tahliyesi davası (Borçlar Kanunundan kaynaklanan) 300 gün Babalık davası 330 gün Alacak davası (kira alacağı) 450 gün Alacak davası (işçi ve işveren uyuşmazlığına ilişkisinden kaynaklı) 540 gün Alacak davası (Satım sözleşmesinden kaynaklanan) 330 gün Tazminat davası (haksız fiilden kaynaklanan) 450 gün Tapu iptali ve tescili davası 730 gün
