top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 40 sonuç bulundu

  • Ticaret Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Ticaret Hukuku Davaları Ticaret hukuku, hukukun, ticaretle ilişkili tüm mevzuatı kapsayan bir alt dalıdır. Bireyler ve şirketler arasındaki ticari ilişkileri düzenler. Hükümler, temel olarak Ticaret Kanunu’nda toplanmıştır (6102 sayılı yasa). Ayrıca Sermaye Piyasası Kanunu, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ticaret hukuku kanunlarındandır. Ticaret hukukunun genel kavramları; tacir, ticari işletme, ticaret sicili, ticaret unvanı, haksız rekabet, ticari defterler, cari hesap, ticari işler tellallığı, acentelik, ticaret ortaklıkları başlıklarında tanımlanır. Ticaret ortaklıkları kolektif, komandit, anonim, limited, kooperatif ortaklıklarıdır. Ticari Belgelerle ilgili hukuk, kıymetli evrak başlığında toplanmıştır. Düzenlenme biçimleri nama yazılı ve hamiline yazılı olur. Kıymetli evrak poliçe, bono, çek, emtia senetleri, taşıma senetleri türlerindendir. Ticari Sözleşmelerin Tanzimi Şirket Birleşmeleri ve Devralmaları Haksız Rekabet Davaları İflasın Ertelenmesi Davaları Türk Ticaret Kanunu’ ndan Doğan Sair İhtilafların Çözümü

  • Sağlık Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları-Sağlık Davaları Türk Tabipler Birliği Etik İlkelerinin 13. Maddesine göre Malpraktis yani hekimliğin kötü uygulanması hali, “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi” olarak tanımlanmaktadır. Sağlık Hukuku, sağlık hizmetini sunan gerçek veya tüzel kişiler ile hizmeti sunan diğer kişileri denetlemekle görevli sorumlu en üst düzey kurum olan devlet ile bu hizmetin sunumundan faydalanan kişiler arasında, hizmetin sunumunda ortaya çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların tespiti ve çözüm yollarını içeren hukuk dalıdır. Malpraktis davaları

  • Kat Mülkiyeti Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Kat Mülkiyeti Hukuku Davaları 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre tamamlanmış yapıların belli bölümlerinin üzerindeki mülkiyet hakkına kat mülkiyeti denmektedir. Bu konudaki kuralların oluşturduğu bütüne ise Kat Mülkiyeti Hukuku denir. Kat Mülkiyeti Hukuku’nda düzenlenen konulardan biri de kat maliklerinin birbirleriyle olan ilişkileridir. Bir binada birlikte yaşayan kişilerin ilişkilerinde de bazı kurallara ihtiyaç vardır ve bu hususlar 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir. Bu kanun 1965 yılında yürürlüğe girmiş, ancak birçok değişikliğe maruz kalmıştır. Bir binada birlikte yaşamanın getirdiği haklar ve sorumluluklar bu kanunda düzenlenen konular arasındadır. Kat maliklerinden veya kiracılardan herhangi biri, Kat Mülkiyeti Kanunu’nda belirtilen kurallara uymazsa; diğer kat maliklerinden biri veya yönetici, anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açarak, Hakimin duruma müdahalesini talep edebilir. Çekilmezliğe sebep olan kat malikinin bağımsız bölümünün mülkiyetinin dava tarihindeki değeri, o kat malikine ödenmek suretiyle bu mülkiyetin diğer kat maliklerine, arsa payları oranında devredilmesi için dava açılmasına Kat Malikleri Kurulunca karar verilir. Aşağıdaki durumlarda çekilmezlik, her halde mevcut farz edilir Ortak giderlerden ve avanstan kendine düşen borçları ödemediği için hakkında iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi yapılmasına sebep olunması; Ana gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh hakimi tarafından 33 üncü madde gereğince verilen emre rağmen, bu kanunda yazılı borç ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle öteki kat maliklerinin haklarını ihlal etmekte devamlı olarak bir yıl ısrar edilmesi; Kendi bağımsız bölümünü randevu evi veya kumarhane veya benzeri yer olarak kullanmak suretiyle ahlak ve adaba aykırı harekette bulunması. Kat Mülkiyetine ilişkin davalar anagayrimenkulün bulunduğu yerin Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür. Kat malikleri, bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça; anagayrimenkulün ortak yerlerinde; İnşaat, onarım ve tesisler, Değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz Kendi bağımsız bölümünde ise; Ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile ana yapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapabilir

  • Ortaklığın Giderilmesi Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Ortaklığın Giderilmesi Davaları Eski adıyla izale-i şüyu ve yeni adıyla ortaklığın giderilmesi davaları, paylı (müşterek) ya da elbirliği (iştirak halinde) ile mülkiyete konu olan taşınmaz veya taşınır mallarda paydaşlar/ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı bir dava türüdür. Birden çok kimsenin taşınır veya taşınmaz nitelikteki aynı eşya üzerinde maddi şekilde bölünmemiş paylara malik olmalarına imkân veren mülkiyet türü, paylı mülkiyettir. (Müşterek Mülkiyet) Elbirliği Mülkiyeti : Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olma durumudur.(İştirak Halinde Mülkiyet) Paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, müştereken malik olduğu malın paylaşılması suretiyle payının kendisine verilmesini her zaman isteyebilir. Ortaklığın giderilmesi; malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçimlerinde gerçekleştirilebilmektedir. Ortaklığın giderilmesi davaları uygulamada genel olarak gayrimenkuller için açılsa da paylı mülkiyete konu olan menkul mallar için de açılabilir. Ortaklığın giderilmesinde Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.

  • İdare ve Vergi Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları-İdare ve Vergi Davaları İdare ve Vergi Hukuku Davaları İDARİ DAVA NEDİR? Devlet kurumları tarafından yapılan işlemlere karşı dava açılan davalara İdari Dava denir. İdari davalarda mahkemelerce idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenir, yerindeliği denetlenmez. İdari davalar idare mahkemesinde, vergi mahkemesinde veya Danıştay’da görülür. İdare mahkemesi; idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı açılan idari davalara bakmakla görevli temel mahkemelerden biridir . İdare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülen davalar dışındaki tüm iptal davaları (bir idari işlemin hukuka aykırı olması nedeniyle iptal edilmesi talebiyle açılan idari davalar) ve tam yargı davalarında (idari işlem veya eylemler nedeniyle zarar görenlerin idare aleyhine açtıkları tazminat davaları) yargılama yapar. Vergi mahkemesi; idarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemedir. Vergi mahkemeleri; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar, yukarıdaki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davalar ve diğer kanunlarla vergi mahkemesine verilen davalarda yargılama yapar. İDARİ DAVA HANGİ İŞLEMLERE KARŞI AÇILIR? İdarenin hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin iptali ve uğranılan zararın tazmini için açılır. Dava açılması için ilgili işin idare (bir kamu kurumu) tarafından yapılmış olması gerekir. Ayrıca bu işlem kesin olarak tamamlanmış olmalıdır. Eğer idari işlemin tesisi devam ediyorsa, başka bir makamın onayına ihtiyaç varsa, veya verilen karara karşı başvuru yaparak kararın değiştirilmesini talep etmek imkanı varsa o işlem kesin olarak tamamlanmamış demektir. Önce idari yolların tüketilmesi gerekir. İDARİ DAVA HANGİ SÜREDE AÇILIR? İdare tarafından yazılı bildirim (tebligat) yapılmasını takiben Vergi Mahkemelerinde 30, İdare Mahkemelerinde veya Danıştay’da 60 gün içerisinde dava açılması gerekir. Özel kanunlarda düzenlenen dava açma süreleri saklıdır. İDARİ YARGI ALANINDA GÖREV YAPAN MAHKEMELER : İdare Mahkemeleri (İlk derece mahkemesi) Vergi Mahkemeleri (İlk derece mahkemesi) Bölge İdare Mahkemeleri (İstinaf mahkemesi olarak görevli) Danıştay (Temyiz mahkemesi ve bazı idari davalar için ilk derece mahkemesi olarak görevli) İDARE VE VERGİ HUKUKU ALANINDA AVUKATLIK HİZMETİ SUNDUĞUMUZ BAZI DAVALAR: Tam yargı davaları (İdarenin eylem ve işleminden kaynaklanan tazminat ve alacak davaları) İdari İşlemin İptali davaları Memur disiplin cezalarına ilişkin davalar Her türlü vergi / ceza ihbarnamelerinin iptali davaları, Ödeme emrinin iptali davaları, Haczin, e-haczin, ihtiyati haczin ve ihtiyati tahakkuk ile satış işleminin iptali davaları, Vergi Hukukundan kaynaklanan diğer davalar İdari Davalar ve Vergi Davalarınız için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

  • İdari Davalar | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları İDARİ DAVA NEDİR? Devlet kurumları tarafından yapılan işlemlere karşı dava açılan davalara İdari Dava denir. İdari davalarda mahkemelerce idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenir, yerindeliği denetlenmez. İdari davalar idare mahkemesinde, vergi mahkemesinde veya Danıştay’da görülür. İdare mahkemesi ; idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı açılan idari davalara bakmakla görevli temel mahkemelerden biridir . İdare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülen davalar dışındaki tüm iptal davaları (bir idari işlemin hukuka aykırı olması nedeniyle iptal edilmesi talebiyle açılan idari davalar) ve tam yargı davalarında (idari işlem veya eylemler nedeniyle zarar görenlerin idare aleyhine açtıkları tazminat davaları) yargılama yapar. Vergi mahkemesi ; idarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemedir. Vergi mahkemeleri; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar, yukarıdaki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davalar ve diğer kanunlarla vergi mahkemesine verilen davalarda yargılama yapar. İDARİ DAVA HANGİ İŞLEMLERE KARŞI AÇILIR? İdarenin hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin iptali ve uğranılan zararın tazmini için açılır. Dava açılması için ilgili işin idare (bir kamu kurumu) tarafından yapılmış olması gerekir. Ayrıca bu işlem kesin olarak tamamlanmış olmalıdır. Eğer idari işlemin tesisi devam ediyorsa, başka bir makamın onayına ihtiyaç varsa, veya verilen karara karşı başvuru yaparak kararın değiştirilmesini talep etmek imkanı varsa o işlem kesin olarak tamamlanmamış demektir. Önce idari yolların tüketilmesi gerekir. İDARİ DAVA HANGİ SÜREDE AÇILIR? İdare tarafından yazılı bildirim (tebligat) yapılmasını takiben Vergi Mahkemelerinde 30, İdare Mahkemelerinde veya Danıştay’da 60 gün içerisinde dava açılması gerekir. Özel kanunlarda düzenlenen dava açma süreleri saklıdır. İDARİ YARGI ALANINDA GÖREV YAPAN MAHKEMELER : İdare Mahkemeleri (İlk derece mahkemesi) Vergi Mahkemeleri (İlk derece mahkemesi) Bölge İdare Mahkemeleri (İstinaf mahkemesi olarak görevli) Danıştay (Temyiz mahkemesi ve bazı idari davalar için ilk derece mahkemesi olarak görevli). İDARE VE VERGİ HUKUKU ALANINDA AVUKATLIK HİZMETİ SUNDUĞUMUZ BAZI DAVALAR: Tam yargı davaları (İdarenin eylem ve işleminden kaynaklanan tazminat ve alacak davaları) İdari İşlemin İptali davaları Memur disiplin cezalarına ilişkin davalar Her türlü vergi / ceza ihbarnamelerinin iptali davaları, Ödeme emrinin iptali davaları, Haczin, e-haczin, ihtiyati haczin ve ihtiyati tahakkuk ile satış işleminin iptali davaları, Vergi Hukukundan kaynaklanan diğer davalar İdari Davalar ve Vergi Davalarınız için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

  • İş Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları İŞ HUKUKU, KAPSAMI VE AMACI İş, işçi, işveren gibi konuları ele alan, işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve inceleyen hukuk dalına İş Hukuku denir. İş Hukukunun kapsamında özellikle işçi ve işveren yer almaktadır. Bu bakımdan kanunda yapılan işçi ve işveren değerlendirmeleri büyük önem arz etmekte olup, aradaki uyuşmazlığa hangi hukukun uygulanacağının bulunmasında önemli rol oynamaktadır. İŞ HUKUKUNA İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLAR VE UYGULANACAK KANUNLAR İş hukukuna ilişkin düzenlemelerin asıl olarak 4857 sayılı İş Kanunu ‘nda yer almaktadır. İş hukuku alanında bir uyuşmazlığın doğması halinde, ilk olarak bakılması gereken 4857 sayılı İş Kanunu ’dur. Bunun yanı sıra; işin niteliğine veya işçinin durumuna göre 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu, 5953 sayılı Basın İş Kanunu, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu … gibi kanunlarda iş hukukuna ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca bazı durumlarda 6098 sayılı Borçlar Kanunu uygulama alanı bulmaktadır. İŞE İADE DAVASI VE İŞE İADE DAVASI AVUKATI ‘NIN ÖNEMİ İş Kanunu' ca işçiyi korumakta olup, iş güvencesi kapsamında birtakım haklar tanımaktadır. Bu haklar sınırsız ve kesin olmamakla birlikte, işçinin işverene karşı daha dik bir şekilde durabilmesini sağlamaktadır. İşe iade de bu haklardan bir tanesi olup, işverenin keyfi davranışlarının önüne geçmek amaçlanmıştır. Ancak şunu da unutmamak gerekir; işvereni çalışmak istemediği işçi ile çalışması yönünde emir verilemez. Zorlayabilir ancak mecbur bırakamaz. Yani, işveren, bir işçiye çalışmak istemiyorsa, bunun için şart ve yükümlülükleri yerine getirmesi gerekmektedir. İŞE İADE DAVASI NEDİR? İş Kanunu'ndaki 18 19 20 21 22 ve 29 maddeler işverenin iş akdini nasıl sonlandırabileceğini düzenlemektedir. İşe iade davası, işverenin işçinin iş akdini haksız bir nedenle sonlandırması halinde, iş akdi haksız fesih edilen işçinin açabileceği bir dava türüdür. Ancak tek başına iş akdinin haksız sonlandırılması yeterli olmayıp, işe iade davası için diğer şartları da taşıyor olmak gerekir. Davanın ne kadar sürede açılacağı, işe iade davasını kimlerin açabileceği, kimlerin işe iade davası açamayacağı gibi hususlar 4857 sayılı İş Kanunu içerisinde belirtilmektedir. İŞE İADE DAVASI ŞARTLARI NELERDİR? – Haksız nedenle iş akdi feshedilen kişinin işe iade davası açabilmesi için işyerinde 30 veya daha fazla kişinin çalışıyor olması gerekir. Bu 30 kişi iş akdinin sonlandırıldığı tarih dikkate alınarak hesaplanır. - İşe iade davası açmak istiyorum diyen kişinin, o iş yerinde en az altı aylık çalışmasının bulunması gerekir. Altı aydan az kıdeme sahip işçiler işe iade davası açamaz. – İş akdi haksız sonlandırılan işçi ile iş yeri arasındaki belirsiz süreli iş sözleşmesinin olması veya işin niteliği gereği belirsiz süreli iş sözleşmesi şeklinde olması gerekmektedir. – İşe iade davası açabilmek için iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedilmesi gerekir. Yani iş akdini kendisi sonlandıran işçi işe iade davası açamaz. – İşe iade davası açılabilmesi için fesih, geçerli bir sebep dışında gerçekleşmiş olmalıdır. Hangi durumlarda iş akdinin feshedileceği 4857 sayılı İş Kanunu içerisinde yer almaktadır. – İşe iade davası, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili sıfatında ya da işveren vekili yardımcısı sıfatındaki kişiler tarafından açılamaz. KİMLER İŞE İADE DAVASI AÇABİLİR? İşe iade davası, iş akdinin işveren tarafından haksız fesih edilmesinden itibaren 30 gün içerisinde arabulucuya başvurması, arabulucuda düzenlenecek arabulucu anlaşmazlık tutanağı sonrasında iki haftalık süre içerisinde dava açılması gerekir. Bu dava süresi içerisinde açılmazsa dava hakkı sona erer. İşe iade davası, iş akdi haksız sonlandırılan işçi tarafından, 30 ve üzeri işçi çalıştıran işverene karşı açılır. Mahkemece, işe iade davası sonucunda, haksız feshin tespitine ve işçinin iadesine karar verilir. İŞE İADE DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADAR? İş Kanunu madde 20/1 gereği; İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Bu süre içinde arabulucuya başvurmayan ve arabuluculuk anlaşmazlık sonrasında belirtilen iki haftalık süre içerisinde dava açmayan işçi işe iade davası açamaz. İŞE İADE DAVASI NE KADAR SÜRER? NE KADAR ZAMANDA SONUÇLANIR? İşçinin hakkının korunması amacıyla kanunda, işe iade davalarının sonuçlanacağı süre öngörülmüştür. Uygulamada her ne kadar bu sürelere, İş Mahkemelerinin iş yükü, usulü işlemlerin vakit alması vs. nedeniyle riayet edilemese de işçi bakımından kanun koyucu tarafından koruma sağlanmak istenmiştir. Bu hükme göre işe iade talebiyle açılacak dava, 2 ay içerisinde sonuçlanmalı ve temyizi de 1 aydan önce tamamlanmalıdır. İŞE İADE DAVASI NEREDE VE HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR? İşe iade davalarında görevli mahkeme, İş Mahkemeleri’ dir. Dava işçinin çalıştığı yer veya işverenin adresinde bulunan iş mahkemelerinde görülür. İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde açılacak işe iade davalarına Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıyla bakar.

  • İcra Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Alacak Takip İşlemleri İcra takibi, borçlunun borcunu herhangi bir sebeple ödememesi halinde, alacaklının, alacağını devlet gücü ile tahsil etmek üzere İcra Müdürlüğü nezdinde başlattığı işlemdir. İcra işlemleri, İcra İflas Kanunu ile düzenlenmiştir. İcra takipleri ilamlı takip ve ilamsız takip olmak üzere ikiye ayrılır. İlamlı icra bir mahkeme kararına dayanılarak başlatılan icra işlemidir. İlamsız icra ise ortada bir mahkeme kararı bulunmaksızın para ve teminat alacaklarının tahsili için başlatılabilecek icra işlemidir. Kiralanan bir taşınmazın tahliyesi de icra müdürlüğünden ilamsız icra yolu ile istenebilir. İlamlı İcra Bir dava sonucunda, mahkemece verilen kararı gösteren resmi belgeye ilam , bu ilama dayalı olarak başlatılan icra takiplerine ise ilamlı icra adı verilir. İlamlı icra takibinin konusu para olabileceği gibi bir işin yapılması, bir malın teslimi ya da kiralanan taşınmazın tahliyesi de olabilir. Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile Takip (İlamsız İcra) Alacağı kambiyo senetlerine bağlı olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte bulunabilir. Kambiyo senetleri; poliçe, bono (emre muharrer senet) ve çektir. Genel Haciz Yolu ile Takip (İlamsız İcra) Alacak kambiyo senetlerine (çek, senet, poliçe), veya ilama dayanmıyorsa, alacaklının alacağı ipotek ya da rehinle de temin edilmemişse, yapılan takibe ilamsız takip denir.

  • Yargılama Masrafları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Yargılama Masrafları 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince, Hukuk mahkemeleri olarak nitelendirilen Asliye Hukuk, Sulh Hukuk, Aile , İş, Ticaret ve diğer hukuk mahkemelerinde dava açıldığı sırada yargılama giderlerinin tamamı dava açılışı esnasında peşin olarak ödenmektedir. Dava açılırken; a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı ile birlikte ulaşım gideri, ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti, d) Diğer iş ve işlemler için avans ödenir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323 üncü maddesi uyarınca, yargılama giderleri şunlardır: a) Celse, karar ve ilam harçları. b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri. c) Dosya ve sair evrak giderleri. ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekaletname düzenlenmesine ilişkin giderler. d) Keşif giderleri. e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler. f) Resmi dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler. g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hakimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu halde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri. ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti. h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler. Yasanın müteakip maddeleri uyarınca; Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödemek zorundadırlar. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır (6100 sayılı Yasa md. 324). Davanın taraflarınca üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde, hakim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir (6100 sayılı Yasa md. 325). Yasada açıkça yazılı haller dışında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarını da kararlaştırabilir (6100 sayılı Yasa Md. 326). Yasanın 327 nci maddesi gereğince, gereksiz yere davanın uzamasına veya yargılama giderine sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Bir kişi davada sıfatı olmadığı halde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği durumlarda, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi halinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez. Fer’i müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer’i müdahale giderinden sorumlu tutulur, aksi halde bu giderler diğer tarafa yükletilir. Ancak, hüküm üçüncü kişinin katıldığı taraf lehine verilmiş olsa bile, lehine hükmolunan tarafın hal ve davranışı, üçüncü kişinin davaya katılmasını gerektirmişse, müdahale giderinin tamamı veya bir kısmı, lehine hüküm verilen tarafa yükletilebilir (6100 sayılı Yasa md. 328). Değinilen Yasanın 329 uncu maddesi uyarınca, kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. Vekalet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması halinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, bundan başka beş yüz Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkum edilebilir. Bu hallere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır. Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan durumlarda, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum eder. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hallerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. (6100 sayılı Yasa md. 331). Yasanın 332 ve 333 üncü maddelerinin açık hükmü gereğince, yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yapılan giderin tutan, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır. Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.

  • Avukatlık Ücretleri | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları-Avukatlık Ücretleri TARAFLAR ARASINDA KARARLAŞTIRILAN AVUKATLIK ÜCRETİ: İş sahiplerinin (müvekkil) Avukata ödemesi gereken ücrete “vekalet ücreti” yada “avukatlık ücreti” denir. Bu ücret Borçlar Kanunu ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu 164. madde uyarınca “Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.” Avukat ile iş sahibi arasındaki bir vekâlet akdine istinaden avukatlık hizmeti (örneğin yargı organları nezdinde iş sahibini temsil etme) verilebileceği gibi, vekâlet akdi olmadan da (örneğin sözlü ya da yazılı danışma, dava dilekçesi hazırlama veya bir sözleşme hazırlama gibi) avukatlık hizmeti verilebilir. Her ne şekilde olursa olsun, avukat ile iş sahibi arasında akdedilen (yazılı ya da sözlü) bir sözleşmeye istinaden avukat tarafından yapılan iş ve işlemler avukatlık hizmeti; bu iş ve işlemler karşılığında iş sahibince verilen bedel de avukatlık ücretidir. Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir? Avukatlık ücreti, taraf ve Avukat arasında, ilgili kanunlara aykırı olmamak, her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifes i ‘ndeki miktar ve oranlardan az olmamak üzere serbestçe kararlaştırılabilir. Dava değeri veya mahkemece hükmolunacak şeyin değeri, yahut paranın belli bir yüzdesi oranında avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Avukat, davayı kazansa da kaybetse de kanunen ücrete hak kazanır. Yapılan sözleşmede bir ücret kararlaştırılmamış olması, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmaması, ücret sözleşmesinin belirgin olmaması, tartışmalı olması veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayılması hallerinde ise değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için, avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki dava konusunun değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanarak avukatlık ücreti tespit edilir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre “avukatın ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur” Dava yada takip hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. DAVA YADA TAKİP SONUCUNDA KARŞI TARAFA YÜKLENEN AVUKATLIK ÜCRETİ: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesine göre, dava sonunda, kararla, tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez.

  • Araç Değer Kaybı Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR? Değer kaybı, trafik kazaları sonrası aracın değerinde meydana gelen azalma olarak ifade edilir.Araç değer kaybı aslen hasar alan ve bu hasar itibariyle onarım gören bir aracın, ikinci el piyasasındaki değerindeki azalmayı ifade eder. Kısacası, kaza geçiren ve hasara uğrayan ne kadar iyi tamir edilmiş olursa olsun, değerinde mutlaka bir düşüş yaşayacaktır. Bu düşüş, o aracın değer kaybını ifade etmektedir. Kaza sonrası araç, ne kadar iyi şekilde tamir edilirse edilsin, kazalı olması sebebiyle piyasa değerinde azalma oluşacaktır. Bu aracın, emsallerine göre alım-satım olasılığı azalacak ve düşük değere alıcı bulmak zorunda kalacaktır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan kazazede, bu zararını karşı tarafın kusuru oranında karşı araç sürücüsü, işleteni veyaKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından tazmin edebilir. Konu ile ilgili mevzuata bakıldığında Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesine göre; trafik kazası sonrasında değer kaybı oluşması halinde kusurlu olan taraf trafik sigortası, kaza dolayısıyla meydana gelen hasarı ve değer kaybını tazmin etmekle yükümlüdür.Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesine göre de aracın bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Araç değer kaybı hesaplanırken, birçok etken rol oynamaktadır. Bu etkenler; araç kilometresi, araç değişen parçası, aracın geçmiş hasar kayıtları vs. sıralanabilir. Ancak şunu belirtmek gerekir, kaza sonrasında yapılan bazı onarım bazı onarım işlemleri, araçta değer kaybı oluşturmaz. Bunlara örnek verecek olursak; araçta değişim yapılan farlar, jantlar, stoplar, silecekler, camlar ve tamponlar gibi onarım gerektirmeyen parçalar ile vidalı parçalardaki değişiklikler için araç değer kaybı tazminatı talep edilemez. Be sebeple araç değer kaybı davası açmadan önce konu ile ilgili bir uzman ile görüşerek, uzman eşliğinde yol almak önemlidir. DEĞER KAYBI HESAPLAMA NASIL YAPILIR? Araç değer kaybı hesaplanmasında birden fazla yöntem kullanılır. Bunlardan biri emsal araç kıyaslaması yapılmasıdır. Bu yöntemde aynı aracın, eşdeğer kilometredeki hasarlı halinin ikinci el piyasasındaki değeri göz önünde bulundurulur. Bu sebeple kazalı aracın ikinci el piyasasının oluşmuş olması gerekir.Bu tür değerlendirmelerde, aracın bu zamana kadar geçirmiş olduğu kazalar ve almış olduğu hasarlar nedeniyle önceden yapılan onarımlar önemlidir. Bunun yanı sıra uzman bilirkişiler tarafından aracın kilometresi, araçta değişen parçalar, aracın gördüğü işlemler esas alınarakTrafik Sigortası Genel Şartlarındaki Ek-1 Değer Kaybı Hesaplama Tablosu ’na göre hesaplama yapılmaktadır. Bu yöntem her ne kadar bize sonucu formülize olarak verse de araç üzerindeki diğer etkenler sebebiyle kesinlik taşımaktadır. Sonuç olarak;“Araç değer kaybı nasıl hesaplanır?” sorusu her araca, aracın geçmiş hasar kaydına ve kilometresine göre değişkenlik göstereceğini belirtmek mümkündür. DEĞER KAYBI DAVASI NASIL AÇILIR? "Araç değer kaybını kim öder?"veya"Araç değer kaybı kimden istenir?" gibi soruların cevabı için konu ile ilgili Türk Hukukundaki düzenlemeleri incelemek gerekir.Öncelikle araç değer kaybının kasko tarafından karşılanıp karşılanmadığı konusuna bakacak olursak; kaza nedeniyle oluşan araç değer kaybının tek araçtan ibaret olmayabileceğini vurgulamamız gerekir. Bir başka deyişle kazada sorumlu olan tarafın da aracında değer kaybı oluşmuş olabilir. Bunun yanı sıra trafik sigortası yalnızca tek bir kişinin araç değer kaybını karşılar; bu kişi de kazada sorumluluğu bulunmayan ya da sorumluluk oranı diğer tarafa göre daha az olan kişi olarak belirlenmiştir. Kazaya sebebiyet veren tarafın teminatı ise yaptırmış olduğu kasko sigortasıdır. Araç değer kaybı, kazada kusursuz olan tarafın kazaya sebep olan tarafından karşılanır. Araç değer kaybının karşılanması noktasında da zorunlu araç trafik sigortası devreye girer. Ancak bu kendiliğinden değil başvuru üzerine gerçekleşir. Kazada kusursuz taraf, aracın değerinin karşılanması için ekspertiz raporu alarak değer kaybına sebep olan tarafa dava açabilir. Araç değer kaybı tazmini söz konusu olduğu zaman bunu gerçekleştirmenin iki yolu olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar; Dava yolu ve Sigorta Tahkim Komisyonu. Dava yolu ile değer kaybının tazmin edilmesi durumunda birden fazla durum ile karşılaşmak mümkün. Bunlardan biri, olayda tam kusurlu olarak nitelendirilen taraf, hasar gören aracın değerinde oluşan düşüş miktarında araç değer kaybı tazminat davası açabilme hakkına sahiptir. Başka bir deyişle karşı tarafın sigortasından veya karşı tarafın kendisinden araç değer kaybı talep edebilmek için her şeyden önce tam kusurlu olmamak gerekir. Bu noktada, kazanın oluşumundaki kusur durumu önem arz etmektedir. Keza kısmi kusur varsa, kusursuzluk oranda değer kaybı tazmini mümkündür. Kusur oranın tespitinde, bilirkişi danışmanlığına başvurmak sıklıkla başvurulan bir yoldur. Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapmak, araç değer kaybı tazmin yöntemlerinden bir diğeridir. 5684 sayılı Kanunun 30. Maddesi çerçevesinde oluşturulan Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta ettiren veya sigortadan menfaat sağlayan kişiler ile sigorta tahkim sistemine üye sigorta kuruluşları arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, kolayca ve hızlıca çözülebilmesi için kurulmuş bir komisyondur. Sigorta Tahkim Komisyonu yalnızca trafik sigortalarına değil, her türlü sigorta uyuşmazlıklarını incelemektedir. Ancak daha öncede belirttiğimiz gibi, burada dikkate edilmesi gereken husus, hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulacak sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Komisyonuna üye olması gerekmektedir. Ancak bunun da istinası Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısıdır. Değer kaybı için Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurabilmek için belli başlı başvuru şartları ve bir başvuru usulü bulunmaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru gerçekleştirmek için öncelikle ilgili sigorta şirketine yapılan başvurunun tatmin edici olmaması, yetersiz olması ya da 15 gün içinde ilgili sorunun çözülememiş olması gerekir. Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılabilmesi için şikayet eden tarafın, bu konuda gerek dava yoluna gerekse sigorta Tahkim Komisyonuna aynı konu ile ilgili başvurmamış olması gerekir. Bununla birlikte, başvurucunun şikayetini sigorta şirketine yazılı olarak beyan etmiş olması ve olumlu sonuçlanmamış olması gerekmektedir. Eğer Sigorta Tahkim Kurulu'na yapılan başvuru olumlu sonuçlanırsa, hakkında başvuru yapılan sigorta şirketi zararı ödemek durumdadır. zorunluluğu ile karşı karşıya kalır. Uyuşmazlık tutarı, 5.000 TL'ye kadar olan hakem kararları kesindir ve onlara karşı itiraz edilemez. Uyuşmazlıkların Sigorta Tahkim Komisyonu'nca incelenmesinin en önemli avantajı, konusuna göre en fazla 4 ay içerisinde sonuca kavuşturulmasıdır. Araç değer kaybı konusunda da yine Sigorta Tahkim Komisyonu çokça tercih edilen bir yoldur. Ayrıca araç değer kaybı başvuru yapılabilmesi için dikkat edilmesi gereken bir nokta, araçtaki hasarlı parçaların daha önceden hasara uğramamış parçalar olması, onarım veya yenileme işleminden geçmemiş olması gerekmektedir. Aracın önceki kaza sonucunda değer kaybetmesi sebebi ile açılan değer kaybı davası itiraz sonucu reddedilir. Yargıtay kararına göre boya işlemine gerek duymadan değiştirilebilen far, silecek, jant ve cam benzeri parçalara değer kaybı uygulanmamaktadır. Bu sebeple de araç üzerinde gerçekleşen hasarın, daha önce değişen parçaların dışında gerçekleşmiş olması gerekir. DEĞER KAYBI DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR? Araç Değer Kaybı davası süresi konusunda mevzuat incelendiğinde; Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır”. Kısacası araç değer kaybı tazmin etme süresi, diğer bir deyişle dava açma süresi iki yıldır.iki yıllık sürenin başlangıcı; araç sahibinin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlar. DEĞER KAYBI DAVASI İÇİN GEREKLİ BELGELER NELERDİR? Değer kaybı davası açabilmek için bazı belgelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz; Kazanın gerçekleştiği anda tutulan kaza tutanağı, hasar tespit tutanağı, araçların kaza sonrası çekilen, özellikle hasarı gösteren ve her açıdan çekilmiş fotoğrafları, aracın ekspertiz raporu ve aracın ruhsat başta olmak üzere tüm belgeleri. DEĞER KAYBI DAVASI DİLEKÇESİ Değer kaybı davası için yukarıda belirtilen belgelerin yanı sıra dava açmak için bir de değer kaybı davası dilekçe formu gerekmektedir. Bu dilekçeye kaza tutanakları ve diğer araç değer kaybı belgeleri eklenerek başvurulacak Mahkemeye veya Sigorta Tahkim Komisyonuna iletilmelidir. Araç kiralama ve benzeri masraflar varsa bunlara ilişkin belgeler de bu tutanak ile birlikte sunulmalıdır. Araç değer kaybı dilekçesi belli bir yazılış formatında olması gerekmekle birlikte, içerisinde bazı unsurları barındırması zorunludur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: Mahkemenin, davalının ve davacının adı, davalı ve davacının adresleri, davacının kimlik numarası, varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ya da vekillerinin adı ve adresi, dava konusunun değeri, davacının iddiasına konu olan tüm vakaların açık özetleri, iddiaya konu olan vakaların hangi deliller ile ispat edileceği, dayanak gösterilecek hukuki sebepler ve açık ve net bir şekilde belirtilmiş talep sonucu. DEĞER KAYBI DAVASI AVUKATI VE MAHKEMESİ Değer kaybı davaları, ortalama olarak 9 ay ila 1.5 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Değer kaybı davası söz konusu olduğu zaman bilinmesi gereken bir diğer husus, değer kaybı davasında görevli mahkeme hususudur. Araç değer kaybı davasına bakmakla yükümlü olan mahkeme, genel kurallara göre belirlenmektedir. Genel yetkili mahkeme ise davalı olan tarafın yerleşim yerindeki yetkili asliye hukuk mahkemeleridir. Ancak karşı tarafın, Sigorta Şirketi olması halinde Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir.Herhangi bir yasal zorunluluk bulunmamakla birlikte değer kaybı avukat yardımı ile takip edilmesi, başvurucunun haklarını halel gelmeden ulaşması bakımından önemlidir.

  • Nüfus Hukuku Davaları | Öksüz Hukuk Bürosu

    Boşanma Davaları-Aile Hukuku-Anlaşmalı Boşanma-Çekişmeli Boşanma-Mal Paylaşımı-Tazminat davaları-Alacak davaları-Tapu iptali ve tescil davaları-El atmanın önlenmesi davaları-İtirazın iptali davaları-Kamulaştırma davaları-İşçilik davaları-Menfi tespit davaları-Miras davaları-Ortaklığın giderilmesi-Özel hukuk davaları-Ceza Davaları-İcra Davaları Nüfus Davaları Nüfus kaydının düzeltilmesi davası nüfusta yanlış olarak alınmış kaydın düzeltilmesi amacıyla açılacak olan davadır. Nüfus kayıtlarındaki eksiklikler yada kayıtların tutulmasında yapılan hatalar sebebiyle nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılmaktadır. Nüfus kaydının düzeltilmesi dava yoluyla mümkündür. Bu davalar ancak hukuki bir yarar olduğunda açılabilmektedir. Nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalar aşağıda belirtilmiştir: UYGULAMADA EN ÇOK RASTLANAN NÜFUS DAVALARI: Nüfus Kaydının İptali Davası, nüfus kaydından kaldırılması gereken kayıtlar için açılan dava türüdür. İsim ve Soyadı Değiştirme davası, haklı bir sebebin varlığı halinde isim ve soyadı değiştirme, yeni bir ad alma yahut kullanıyor olduğu isme yeni bir ekleme yapma amacıyla açılacak davadır. Yaş Düzeltme Davası, nüfus kayıtlarında yer alan doğum tarihinin düzeltilmesi için açılan davadır. Halk dilinde yaş küçültme ve yaş büyültme olarak adlandırılır. Yaş değiştirme davası yalnızca bir kez açılabilir. Din Değiştirme Davası, kişinin nüfus kütüğünden kayıtlı olan dininin değiştirilmesi ya da yahut silinmesi için açılan bir davadır. Cinsiyet Değiştirme Davası, bireyin fizyolojik anlamda doğduğu beden ile hissettiği beden arasında farklılık olması halinde açılacak bir davadır. Cinsiyet değiştirme davası açabilmek için hakimin izni gerekmektedir. İzin neticesinde yapılan ameliyat sonrasında nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işlemi gerçekleştirilecektir. Gaiplik Davası, hakları gaip kişinin ölümüne bağlı olanlar tarafından açılabilecek bir davadır. Gaiplik kararı verilebilmesi için kişi ölüm tehlikesi içerisinde kaybolmuş yahut kendisinden uzun zamandır haber alınamamış olması gerekmektedir. Babalık Davası, Çocuk ile baba arasındaki soybağının tespiti için ana yada çocuk tarafından açılabilecek bir davadır. Soybağının Reddi Davası, Baba ile çocuk arasındaki soy bağının reddi ve babalık karinesinin çürütülmesi için açılan bir davadır. Analık Davası, kişinin nüfus kütüğünde kayıtlı olan anne adı ile biyolojik annesinin farklı olması halinde açılabilen bir davadır.

bottom of page